Üst düzey tekniği ve yaratıcılığı sahada bir anlık sihir yaratabiliyor ancak bu, çalışkanlığının felaket seviyede olması ve konsantrasyonunun maç boyunca dalgalanmasıyla birleşince, takım savunmasında sürekli bir eksiklik yaratıyor. Pozisyon alma zekâsı ve markaj disiplini neredeyse yok, bu da topsuz alandaki hareketliliğine rağmen rakibin en zayıf halkası olmasına yol açıyor. On sekizlik ilk kontrolü ve on altılık pas kalitesi, ayağına topu aldığında rakibi eksilten bir silaha dönüşüyor ama doğal kondisyonunun sıfıra yakın oluşu ve dayanıklılığının kısıtlı kalması, bu parıltıyı ilk yarının başında verip sonrasında buharlaşmasına neden oluyor.
Süratinin kısıtlı, hızlanmasının vasat altı olması, kararlar mekanizmasındaki tutarsızlıkla birleştiğinde topu aldığında ya doğru pası atmakta geç kalıyor ya da driplingle çıkmaya çalışırken fiziksel gerçeğe tosluyor. Uzaktan şutları ve serbest vuruşları elit seviyeye yakın bir tehdit oluştururken, cesaretinin düşüklüğü fiziksel mücadelede geri adım atmasına, agresifliğinin ise sadece kontrollü anlarda ortaya çıkmasına sebep oluyor. Tüm bu yetenek demeti, çalışkanlıktan yoksun bir zihniyet ve çökmüş bir fiziksel kapasite tarafından rehin alınmış durumda çift ayaklı oyun kurma becerisi ve yaratıcılığı sadece top rakipteyken oyunu tamamen unuttuğu lüks anlar için geçerli.