Agresifliği ve her topa kafasını sokmaktan çekinmeyen cesareti, sağlam gücüyle birleştiğinde ceza sahasında rakip forvetler için kabusa dönüşüyor. Üst düzey kafa vuruşu ve zıplamasıyla hava toplarında net bir üstünlük kurarken, top kapma becerisi de bu fiziksel meydan okumanın tamamlayıcısı. Fakat dayanıklılığındaki kısıtlılık, bu yüksek tempolu ve sürekli temas içeren oyununu maçın son bölümüne taşımasına engel oluyor ve yaptığı agresif çıkışların zamanlaması sekseninci dakikadan sonra bozulmaya başlıyor. Çevikliğindeki zafiyet ise, rakibini ıskaladığı ilk müdahaleden sonra geri dönüşünü imkansız hale getiriyor, dengeli kalabilme yeteneğine rağmen yerden oynayan çabuk forvetler karşısında donuk ve ağır kalıyor.
Yaratıcılığı neredeyse sıfır, topsuz alan koşuları ise felaket seviyede kısıtlı. Bu durum, top ayağına geçtiğinde takımın oyun kurulumunu yavaşlatan bir kara deliğe dönüşmesine neden oluyor dripling becerisinden tamamen yoksun oluşu, en yakındaki takım arkadaşına vereceği vasat pası en kısa sürede çıkarmazsa, baskı altında hataya zorlanmayı garantiliyor. Duran top organizasyonlarında rakip ceza sahası içinde hücumda bir silah olarak görünse de, kullandığı kornerlerin doğrudan taca gitme olasılığı yüksek, bu da bir stoper için nadir görülen utanç verici bir teknik detay.
Soğukkanlılığı ve karar verme mekanizması, kritik anlarda sezgileri ve kararlılığı kadar yüksek seyretmediğinden, riskli anlarda yaptığı gereksiz müdahaleler takımını zora sokmaya gebe. Markajı ve pozisyon alması, salt fiziksel üstünlüğüyle idare edecek seviyede olsa da, vizyon ve takım oyunu bağlantısının kopukluğu onu modern savunma anlayışında güvenilmez bir dişli haline getiriyor.