Sahaya yaydığı agresiflik ve bitmek bilmez çalışkanlık, on sekizlik pas kalitesiyle birleştiğinde, hücum hattını besleyen dikine bir bağlantı noktası yaratıyor. Vizyonu ve topla buluştuğu anda aldığı kararlar, oyun aklının hala keskin olduğunu kanıtlıyor, ancak bu zihinsel üstünlüğü topu sürme ve ilk kontrol konusundaki vasat seviyelerle sınırlı kalıyor. Yüksek sezgisi, rakip savunma arkasına sızma konusunda ona avantaj sağlarken, vücut dengesi sayesinde baskı altında topu saklamayı başarıyor. markaj konusundaki felaket zaafiyeti, oyunun savunma evresinde takımını eksik bırakmasına neden oluyor.
Bu baskın karakterin arkasındaki fiziksel gerçekler ise sinsi bir çelişki barındırıyor. Sürati ve ilk adım hızındaki kısıtlılık, yüksek kararlılığına ve doğal kondisyonuna rağmen, onu ilk patlamada yavaşlatan bir çapa görevi görüyor. Maçın son çeyreğine doğru dayanıklılığının düşmesi, bu açığı daha da belirginleştiriyor liderlik vasfıyla takımını ateşlemeye çalışsa da, bacakları çoğu zaman aklına yetişemiyor. zıplama ve güçteki ortalama değerler de, etkili bir baskı oyunu için gereken patlayıcılığı sunmaktan uzak.
Topla mesafesi kısaldığında, uzaktan şut tehdidi ve kafa vuruşu zamanlaması onu ceza sahası çevresinde bir silaha dönüştürebiliyor, lakin topsuz alan koşularındaki akıcılık, pozisyon alma disiplinindeki gediklerle gölgeleniyor. Soğukkanlılığı ve takım oyununa bağlılığı, karmaşık set hücumlarında pas istasyonu olarak onu değerli kılıyor. Fakat bir adım geriden gelip top çalma girişimleri, cesaretinden çok çaresizliğini andırıyor ve agresif yapısı, zaman zaman kontrolsüz faullere yol açarak takımını lüzumsuz risklere sokuyor.