İlk dokunuşu ve tekniği, on altı seviyesindeki driplingine eşlik eden asıl silahlar ancak sekiz seviyesindeki bitiriciliği ve kafa vuruşunun felaket düzeyinde kalması, adam eksiltmenin ardından bomboş bir duvara çarpma hissi yaratıyor. Vizyonu ve yaratıcılığı üst düzey sayılırken pasının yalnızca on bir olması, gördüğü boşluklara topu istikrarlı şekilde aktaramadığını gösteriyor. Soğukkanlılığının yedi seviyesinde oluşu, bu yetersiz son vuruş ve pas tercihleriyle birleştiğinde, dar alanda ve kale önünde panik yapan, aceleci bir figüre dönüşmesine neden oluyor.
Agresifliği ve cesareti on sekiz seviyesinde seyrederken karar verme mekanizmasının altı seviyesinde kalması, saha içinde bir boğa gibi sürekli it dalaşına giren ancak nerede duracağını bilmeyen bir izlenim bırakıyor. Topsuz alandaki hareketliliği fena değil, fakat pozisyon alma bilgisinin sekizde kalması, özellikle zıplama yeteneğinin yok denecek seviyede olduğu da hesaba katıldığında, onu ikinci toplarda ve hava mücadelelerinde tamamen etkisiz kılıyor. Takım oyunu ve liderlik gibi kolektif değerlerinin vasatın da altına düşmesi, bu yüksek agresyon ve düşük karar alma seviyesiyle birleşince, takım savunmasına ilkel bir enerji dışında hiçbir katkı sunmayan, bencil bir bireysel yetenek profili doğuruyor.
Hızlanması ve çevikliği elit seviyede ve on altı seviyesindeki dengesiyle alçak ağırlık merkezini iyi kullanıyor, bu da dar alanda patlayıcı dönüşler yapmasını sağlıyor. Dayanıklılığı ve gücü, bu fiziğe göre yeterli seyrederken, tüm bu fiziksel patlayıcılığı, altı seviyesindeki karar verme ve yedi seviyesindeki soğukkanlılıkla yönetmeye çalışması, son vuruşu olmayan ve saha içinde sürekli yanlış rotalara sapan bir hız makinesi görüntüsüne indirgiyor onu.