Diego Pampín'in ivmelenme ve son sürat değerleri, bek bekleyen takımlar için ilk bakışta cazip bir tablo çiziyor ancak fiziksel gücünün alt seviyelerde kalması, bu atletik özellikleri ikili mücadelelerde anlamsızlaştırıyor. Doğal kondisyon ve dayanıklılık konusunda gösterdiği istikrar, çalışkan doğasıyla birleştiğinde maç boyunca aynı tempoyu korumasına olanak tanısa da, zıplama ve kafa vuruşu konusundaki felaket seviyesi onu özellikle arka direk toplarında havadan gelen her topa karşı savunmasız bırakıyor. Cesareti ve agresifliği, bu fiziksel yetersizliği kamufle etmeye yetmiyor dengesi de ortalama olduğu için, güçlü kanat oyuncuları tarafından kolayca ekarte ediliyor.
Topla ilişkisi değerlendirildiğinde, ilk kontrolü ve kısa - orta mesafe pasları belirli bir standardı yakalamış olsa da, yaratıcılığının kısıtlı olması ve vizyon eksikliği onu topu ayağında tutan fakat üretkenliğe dönüştüremeyen bir oyuncuya indirgiyor. Top sürme becerisi tek başına yeterli ancak topu ileri taşıdıktan sonra neredeyse sıfır bitiricilik ve berbat bir uzaktan şut tehdidi, rakip savunmanın onu ceza sahası dışında kollamasını son derece kolaylaştırıyor. Orta açma konusundaki vasat isabet oranı, hücum katkısının en somut çıktısı olabilecekken, bu özellik bile onu güvenilir bir asist kaynağı yapmaktan uzak.
Takım oyunu, soğukkanlılık ve karar alma süreçlerinde sergilediği olgunluk, onu özellikle geriye dönük organizasyonlarda hatasız bir makine haline getiriyor rakibin topsuz koşularını sezme ve doğru pozisyon alma becerisi, konsantrasyon seviyesiyle birleştiğinde defansif güvenilirliğinin temelini oluşturuyor. Liderlik vasfının neredeyse hiç olmaması, takım arkadaşlarını yönlendirme ya da kriz anlarında sorumluluk alma gibi bir beklentiyi tamamen ortadan kaldırıyor. Fiziksel limitleri ve hücum verimsizliği, bu oyuncunun üst düzey rekabette ancak ve ancak kontrollü, yardımcı bir rol üstlenebileceğini ortaya koyuyor.