On altı vizyon ve on altı tekniğin, dokuzda kalan karar alma yetisiyle aynı bünyede buluşması sahada tam bir trajediye dönüşüyor. Üst düzey ilk kontrolü ve pas kalitesi ona topu saklama lüksü tanısa da, topu kullanması gereken an geldiğinde beyni adeta kilitleniyor. Yaratıcılığı vasatın üzerinde seyrediyor ancak bu yaratıcılık, aldığı feci kararlar yüzünden çoğunlukla takım arkadaşlarını zor duruma sokan riskli denemelere dönüşüyor. Topsuz alan koşuları elit seviyede, pozisyon alma hissiyatı da öyle karşı savunmanın arasına sızmakta üstüne yok fakat o pozisyonları bitirecek soğukkanlılıktan ve vuruş kalitesinden tamamen yoksun.
Dripling yeteneği ve çevikliği, onu dar alanda etkili bir sıyrılmacı gibi gösterse de, güçsüz fiziği ve düşük dayanıklılığı bu yeteneğin maç boyunca sürdürülebilir olmasını engelliyor. İlk on beş dakikada rakibini ekarte eden o çalım, fiziksel çöküş başladığında basit top kayıplarına evriliyor. Üzerine eklenen vasat konsantrasyonu ve sekizde kalan doğal kondisyonu, onu ikinci yarıların başlamasıyla birlikte sahada bir hayalete çeviriyor. Cesareti üst düzey, ikili mücadelelerden kaçmıyor fakat sekizlik gücüyle bu cesaret, çoğu zaman onu yerde biten bir oyuncuya dönüştürüyor.
Top kapma becerisi fena sayılmaz, dengesiyle birleştiğinde rakibi rahatsız edebiliyor ancak markaj konusundaki isteksizliği ve düşük çalışkanlığı, onu savunma görevlerinde güvenilmez kılıyor. Sadece sekizde kalan kararlılığı ise en büyük handikapı. Geriye düşen bir takımda silkinip sorumluluk alacak liderlikten de, kapanan bir defansı açacak tutarlı uzaktan şut tehdidinden de yoksun. Tüm bu veriler, on beşlik pozisyon alma hissiyatını ve on altılık topsuz alan zekasını boşa çıkaran, eksik parçalarla dolu bir orta saha profili çiziyor.