Elit refleksleri, pozisyon alma ve sezgisinin vasat, agresifliğinin ise felaket seviyedeki rakamlarıyla birleşince, kaleci kalitesini tamamen refleks merkezli bir kumar haline getiriyor. Soğukkanlılığı yüksek, eksantrikliği sıfıra yakın, fakat cesareti sınırlı ve yumruklama içgüdüsü zayıf dolayısıyla kalabalık ceza sahasında topa çıkmak yerine çizgide kalmayı tercih eden ürkek bir profil çiziyor. Top tutma ve alan hakimiyeti sadece idare eder düzeyde kalırken, iletişim becerisi savunmadaki bu pasifliği bir parça maskeliyor.
Degajı ile kendi yarı sahasından topu şişirebilmesi bir artı, ancak ilk kontrol, pas ve tekniğinin alt yapı seviyesinde olması, ayağına top geldiğinde hataya zorlayan büyük bir handikap yaratıyor. Hızlanma ve süratinin yaya kalması, çeviklik ve zıplamasının ise ancak kabul edilebilir rakamlarda olması, özellikle hızlı gelişen pozisyonlarda ve hava toplarında verdiği güveni baltalıyor. Dayanıklılığı ve gücü sezon boyu form tutmasına imkan tanısa da, bire birdeki başarısı bile bu kalecinin patlayıcı fiziksel eksiklerini tamamen örtemiyor.
Liderlik, çalışkanlık ve takım oyunu rakamlarının düşüklüğü, onu saha içinde kalesine gömülmüş, organizasyona sıfır katkı veren bir figür haline getiriyor. Yirmi dokuz yaşında, kararlar, konsantrasyon ve kararlılık seviyeleri ancak vasatın bir tık üzerinde hiçbir dönemde elit bir kaleci profilinden söz etmek mümkün değil.