Ceza sahası içinde elit bitiriciliği ve üst düzey kafa vuruşları, topsuz alandaki sezgileriyle birleştiğinde rakip ağları bulma konusunda bir katliam makinesine dönüşüyor fakat vasatın altına sarkan sürati ve hızlanması, bu yeteneği yalnızca altı pasta servis bekleyen bir kule olarak sınırlandırıyor. Karlı bir zeminde ayakta kalmasını sağlayan güçlü fiziği ve yırtıcı agresifliği, yaratıcılık fakiri oyun aklıyla buluştuğunda topu ayağında üç saniyeden fazla tutamayan bir panik figürüne dönüşüyor. Driplingin ve ilk kontrolün kısıtlı seviyesi, topla dikine gidecek cesareti olmasına rağmen onu çakılı bir santrfor olmaya mahkum ediyor.
Penaltılardaki soğukkanlılığı ve kararlı yapısı dar alanda fark yaratsa da, karar verme süreçlerindeki ortalama zekâ ve düşük vizyonu, takım arkadaşlarıyla kurduğu pas bağlantılarının çoğunu anlamsız top kayıplarına çeviriyor. Yüksek dayanıklılığı ve çalışkanlığı, maç boyunca rakibin üzerine yapışan bir yük olmasını sağlarken, çeviklik ve denge gibi kısıtlı atletik verileri bu baskıdan doğan zıplama ve pozisyon avantajlarını bir anda değersizleştiriyor. Havada rakibini ezen cesareti ve gücü, yerden gelen toplarda iş yapamayan tekniğinin gölgesinde kalıyor.