Topu ayağından sökmenin zor olduğu anlar var dripling ve tekniği on yedi yaş için göz alıcı ama o ilk çalımı attıktan sonra denge sorunu devreye giriyor ve en ufak bir omuz darbesinde yerde buluyor kendini. Yaratıcılığı ve topsuz koşuları hücumda iş yapabileceğini hissettiriyor, ne var ki bitiricilik ve uzaktan şut becerisi bu pozisyonları harcamasına neden oluyor pas kalitesi idare etse de soğukkanlılığı ve karar mekanizması vasatın bir tık üstünde kaldığı için final paslarında beklenen isabet oranı bir türlü gelmiyor. Düşük zıplama ve kafa vuruşuyla birleşen kısıtlı gücü, onu ceza sahası içinde hiçbir kozu olmayan bir hücumcuya dönüştürüyor.
Agresifliği ve çalışkanlığı tempo olarak maçın içinde kalmasını sağlıyor ama bu enerji genellikle boşa giden preslere dönüşüyor çünkü pozisyon alma zekâsı ve markaj kapasitesi o bölgede sırıtmasına yol açıyor. Cesareti ve kararlılığı takdire şayan, lakin bu özellikler altmış kiloluk bir bedende sakatlık davetiyesinden başka bir işe yaramaz girdiği her ikili mücadele ya faul oluyor ya da topu rakibe bırakıyor. Vizyonu ve topsuz alan koşuları onu dar alanlardan çıkaran detaylar, fakat konsantrasyon eksikliği ve düşük liderlik vasfı, kritik anlarda sorumluluktan kaçan bir profili ortaya çıkarıyor.
Doğal kondisyonu ve dayanıklılığı sayesinde doksan dakikayı çıkarması mümkün, ancak fiziksel temasın yoğunlaştığı son yarım saatte tamamen silikleşiyor, hızlanması ve çevikliği de bu çöküşü gizleyemiyor. İlk kontrolü ve uzun pasları fena olmasa da, hava topu varlığı sıfır ve savunma tarafında tam bir felaket bu yüzden onu orta sahada oynatmak takıma ekstra bir yük bindirmekten başka şey değil.