On altı seviyesindeki agresifliği ve on dört çalışkanlığı sahada bitmeyen bir huzursuzluk yaratırken, on ikide kalmış konsantrasyonu ve karar verme becerisi bu yüksek tempoyu sık sık kontrolsüz hamlelere ve gereksiz faullere dönüştürüyor. Dengesi ve gücü elit seviyede olduğu için omuz omuza mücadelelerde kolay kolay yıkılmıyor ancak markajının felaket düzeyinde kalması, bu fiziksel üstünlüğü topu geri kazanma anlamında sürekli heba etmesine yol açıyor.
Ayağındaki top becerisi orta saha için yeterli bir çizgide on dört seviyesindeki dripling ve ilk kontrolü, yine aynı seviyedeki uzaktan şut tehdidiyle birleştiğinde ceza sahası dışından bir silah oluşturuyor. Buna rağmen hava toplarındaki zıplama ve kafa vuruşu zaafiyeti felaket boyutunda, bu da onu özellikle geriye düşmüş takımların uzun toplarla çıktığı anlarda tam bir yük haline getiriyor. Pas isabeti üst düzey değil bu, topu ayağında tutma isteğiyle birleşince, dar alanlarda topu saklayabilmesine rağmen oyun akışını yavaşlatan bir faktöre dönüşüyor.
Vizyon ve yaratıcılığı vasat seviyede, bu da onu kilidi açan bir pasörden ziyade, sadece basit oyunu oynayabilen bir bağlantı noktası yapıyor. Topsuz alandaki koşuları ve pozisyon alma sezgisi de bu kısıtlı yapıyı destekler nitelikte. On bir doğal kondisyon, bu agresif oyun tarzıyla birleştiğinde, sekseninci dakikadan sonra nefesinin ciğerlerine yetmediği anlarda takım savunmasında devre dışı kalması demek.