Maurice Neubauer’in en dikkat çekici tehdidi olan uzun taçlar, modern futbolun bir bekten talep ettiği beceri setiyle kıyaslandığında bir teselliden öteye geçemiyor. Bu elit dokunuş, vasat seviyede seyreden orta açma ve ilk kontrol yeteneğiyle birleştiğinde, kenardan gelen pozisyon üretimini felaket bir seviyeye çekmese de asla güvenilir bir silaha dönüştürmüyor. Sağ ayağının getirdiği kısıtlar, sol ayağının doğal hâkimiyetini gölgeliyor ve içe kat ederken attığı pasların kalitesindeki tutarsızlığı açıklıyor. Hücumdaki bu kısırlık, onu zorunlu olarak daha mücadeleci bir role iterken, yüksek agresifliği ve pes etmeyen yapısı bu noktada devreye giriyor. Ancak bu çalışkanlığa rağmen, karar verme süreçlerindeki yavaşlık ve ancak idare eder düzeydeki pozisyon alma becerisi, öne çıktığı anlarda arkasında onarılması zor boşluklar bırakmasına neden oluyor. Tüm bu enerjisini doksan dakikaya yayabilmesi için gereken doğal kondisyona ve dayanıklılığa sahip olması olumlu olsa da, vasat çevikliği ve sıradan zıplama kapasitesi, hızlı ve kıvrak kanat oyuncuları karşısında dengesini kaybetmesine yol açıyor.
Liderlik vasfına ve cesaretine söyleyecek söz yok saha içinde takımı ateşleyebilecek karakterde. Fakat bu yürekli duruşu, sınırlı yaratıcılığı ve zayıf karar mekanizmasıyla birleştiğinde, stratejik bir katkıdan çok duygusal bir reaksiyona dönüşüyor. Dar alanda dripling yaparken topu ayağından kaptırma eğilimi, bitiricilikteki vasatın da altında kalan seviyesiyle birleşince hücum aksiyonlarında güvenilmez bir figür olarak kalıyor. Neubauer, üst düzey rekabette dikiş tutturamayacak, ancak alt liglerde sertliği ve uzun taç gibi spesifik bir tehdidiyla idare edebilecek bir profil çiziyor.