Oliver Skipp'in pres gücü, elit seviyeye yakın top kapma yeteneğiyle agresifliğinin birleşiminden doğuyor, ama felaket seviyede zıplama zaafı yüzünden hava topu mücadelelerinde eziliyor. Cesareti ve kararlılığı bu açığı kapatmaya yetmiyor markajı bu fiziksel eksiği telafi edemediği gibi, kafa vuruşu da vasatın altında kalıyor. Yüksek dayanıklılığı ve doğal kondisyonu, maçın son dakikalarında dahi aynı yoğunlukta ısırmasını sağlarken, sürat ve çeviklik gibi diğer fiziksel paketin sıra dışı olmaması onu rakip kanat dinamiklerine karşı kırılganlaştırıyor.
Zihinsel açıdan soğukkanlılığı ve karar mekanizması, baskı altında basit top kayıplarını minimize etse de, yaratıcılık seviyesi felaket düzeyde olduğu için bu avantajını sıradan pas trafiğinin ötesine taşıyamıyor. Çalışkanlığı tavan yapmış, takım oyununa bağlılığı tartışılmaz, ancak vizyonu ve ilk kontrolü sınırlı kalınca topu kazandıktan sonra sürekli aynı kısır döngüye giriyor. Hücum katkısı neredeyse sıfır bitiricilik ve uzaktan şut tehdidi yok denecek kadar az, kornerden serbest vuruşlara hiçbir duran top organizasyonunda güven vermiyor. Tüm bu enerji ve kararlılık paketi, onu ancak top yönü kesici olarak sahada tutuyor, skora etki edemeyeceği her pozisyonda rakip defansın kabusu olmak yerine sadece gürültü çıkarmış oluyor.