Duran top tekniği ve uzaktan şut kalitesi üst düzey bir tehdit yaratıyor, fakat yedi seviyesindeki kafa vuruşu ve sekizlik zıplama, bu şut gücünü ceza sahası içinde tamamen etkisiz bir unsura dönüştürüyor. On dörtlük yaratıcılığı ve on üçlük vizyonu, pas kalitesiyle birleştiğinde oyunu aklıyla dikine oynayabildiğini gösteriyor, ancak dokuzda kalan bitiriciliği, yarattığı bu pozisyonların son vuruşlarında onu güvenilmez kılıyor. Sıfır sol ayağını kullanırken, sağ ayağının kırk beş seviyesinde kalması, yüksek dripling becerisine rağmen pres altındayken topu tehlikeli bölgeden çıkarma opsiyonlarını ciddi şekilde kısıtlıyor.
On sekizlik kararlılığı ve on beşlik doğal kondisyonu gibi elit zihinsel ve fiziksel direnç göstergeleri, sahada bir saniye bile boş durmayacağının kanıtı. Yalnız, bu yüksek çalışkanlık ve agresiflik bileşimi, yedi seviyesindeki top kapma ve sekizlik markaj gibi felaket savunma temelleriyle bir araya geldiğinde, geri kazanma mücadelesinde sadece faul yapma potansiyeli taşıyan kontrolsüz bir enerjiye dönüşüyor. Dengesi ve gücü vasatın az üzerinde kalırken, boştaki rakibini süzen sezgisi onu savunma geçişlerinde doğru yere taşıyor, fakat bu pozisyon alma başarısı fiziksel yetersizlikle birleşince yalnızca bir gölge oyununa dönüşüyor.
Dar alanda top saklama becerisini zirveye taşıyan teknik seviyesi ve çevikliği, onu sıkışık orta saha kavgalarında kaygan bir figür haline getiriyor. Ancak bu üstün teknik konforun, maçın temposunu belirleyecek soğukkanlılığa ve karar alma netliğine rağmen, bir hava topu mücadelesindeki acziyeti ya da rakibini fiziksel olarak sindiremeyen vasat gücü yüzünden heba olduğunu görüyoruz. Kanattan yaptığı ortaların tutarsız kalitesi, topsuz alanda yaptığı akıllı koşuların değerini düşürüyor ve onu rakibi eksiltmesine rağmen son pasın çöp olduğu kısır bir döngüye hapsediyor.