Sürati ve dayanıklılığı sahada sırıtmayan bir hız kesici olmasını sağlıyor ancak çeviklik ve denge seviyesinin kısıtlı kalması, dar alanda top sürerken ilk temasın hemen ardından rakibe takılıp düşmesine yol açıyor. Kararlılığı ve çalışkanlığı üst düzey olmasına rağmen konsantrasyonunun vasat altı seyretmesi, maç içindeki bu fiziksel çabayı anlamsız kılan pozisyon hatalarını beraberinde getiriyor. Uzun taçlardaki felaket kullanımı, hücumda bir silah olabilecekken topu rakibe hediye eden bir zafiyete dönüşüyor ve bu durum, sağ ayağının mutlak hâkimiyetiyle birleşince oyunun yönünü sürekli dar bir koridora sıkıştırıyor.
Top kapma ve markajdaki üst düzey iştahı, topsuz alandaki koşu zamanlamasıyla birleştiğinde rakip kanatları boğabiliyor fakat bu agresifliğin soğukkanlılıkla dengelenememesi, gereksiz faullere ve erken sarı kartlara sebebiyet veriyor. Yaratıcılık ve vizyon skorları orta sıralarda gezerken, orta açma kalitesi ve pas tekniğinin bunu destekleyecek bir istikrar sunmaması, son paslarda topun takım arkadaşının ayağına değil rakip savunmanın cebine gitmesine neden oluyor. Ceza sahasına girişlerdeki bitiricilik faciası ise, öne çıktığı anlarda takımın hücum gücünü anında sıfırlayan bir kambur haline geliyor.
Kafa toplarındaki vasat hava hâkimiyeti, zıplama yetisinin sınırlı kalmasıyla birleşince geri direkteki tehlikeleri savuşturmakta ciddi bir güvenlik açığı oluşturuyor. Tüm bunlara karşın, doğal kondisyonunun yeterli seviyede olması ve fiziğinin güçten yoksun olmaması, onu en azından bir yarım saatlik tempo diliminde işlevsel kılıyor ne var ki otuz bir yaşında, potansiyel tavanına çoktan çarpmış bu profille, üst düzey bir takımın as kadrosunda kalıcı bir yer bulması ancak rakipteki sakatlık bolluğuna bağlı.