Tiago Dantas'ın ilk kontrolü ve yumuşak tekniği, bu kadar kısıtlı bir fiziksel kapasiteyle üst düzey futbolda hayatta kalmaya çalışan bir oyuncu için neredeyse tek çıkış yolu. Yere sağlam basan dengesi ve çabuk dönüş kabiliyeti sayesinde topu ilk temasla göğsüne saklayıp rakipten sıyrılabiliyor ancak bu zarafet, beş kuruşluk gücü ve felaket derecede düşük cesaretiyle birleştiğinde herhangi bir omuz temasında oyundan tamamen kopmasına yol açıyor. Sahada adeta bir hayalet gibi fiziksel temastan kaçarken, görüş açısı ve sakinliği topu ayağında tutup doğru anı beklemesine imkan tanıyor. Orta sahada yaratıcı pas dağıtımıyla takımı rahatlatabilir ama bunu yaparken etrafındaki üç beş metrekarelik alanın ötesine geçememesi, onu ancak belirli sistemlerde işlevsel kılıyor. Markaj ve top kapma gibi temel savunma reflekslerinin bu seviyede kalması, geride kalan boşlukları kapatmak için de asla güvenilir bir seçenek olmadığını kanıtlıyor.
Topsuz alandaki hareketliliği ve sezgisi, vasatın biraz üzerindeki dayanıklılığıyla birleştiğinde maçın geniş bölümünde tempoya ayak uydurabileceğini gösteriyor. Fakat bu yararlı koşular, on altı metre içinde anlamsızlaşıyor çünkü bitiricilik kalitesi ve vuruş çeşitliliği bir orta saha oyuncusu için bile alarm veriyor. Kafa vuruşundaki korkunç yetersizlik ve taban gücü eksikliğini hatırlatmaya gerek bile yok bu fiziksel verilerle ceza sahası içinde bulunması tamamen şans eseri bir gol umudundan başka bir şey sunmuyor. Sakin kalmayı biliyor, dar alanda pas opsiyonu olarak iyi bir açı sunuyor ama bu sınırlı çerçeve, onu ancak topa sahip olmayı seven ve rakibi yoran sistemlerin vasat bir dişlisi yapıyor. Oyunun çirkin tarafında, yani fiziksel savaş ve ikinci top mücadelesinde ismi bile okunmuyor.