Elit seviyedeki kafa vuruşu ve zıplama yeteneği, devasa cüssesiyle birleştiğinde ceza sahasını adeta bir hedef tahtasına çeviriyor ancak vasatın da altındaki çevikliği ve teknik kapasitesi, top ayaktayken rakip defansın sert müdahalelerine karşı tamamen savunmasız kalmasına neden oluyor. Bitiricilikteki soğukkanlılığı ve topsuz alandaki sezgileri sayesinde sürekli doğru pozisyonlara sızsa da, ilk kontrolünün tutarsızlığı ve pas kalitesinin yetersizliği en ufak baskıda top kaybına yol açıyor. Agresifliği ve yüksek çalışkanlığı nedeniyle her topa ayak basıyor, fakat düşük takım oyunu ve vizyonu yüzünden bu mücadelenin sonunda yaptığı tek şey topu rakipten geri alıp basit bir hata ile tekrar hediye etmek oluyor.
Liderlik vasfı olmayan, yaratıcılıktan yoksun ve sadece kalesine odaklanmış bir akla sahip kararlılığı ve konsantrasyonu kısmen idare etse de dar alanda çabuk düşünmesini gerektiren kararlarda sınıfta kalıyor. Dengesi ve gücü sayesinde ikili mücadelelerde devrilmiyor ancak bu fiziksel avantajı, tekniğinin felaket seviyesiyle birleştiğinde onu sadece basit bir çizgi forvete indirgiyor. Sol ayağını neredeyse hiç kullanamaması ve duran top becerisinin sıfır olması da hücum opsiyonlarını iyice daraltıyor.
Otuz yaşında, mevcut kapasitesinin zirvesinde ve gelişime tamamen kapalı bir golcü. Orta sahadan gelen kaliteli servislere mahkum, kendi başına pozisyon yaratamayan ve oyundan düştüğü anlarda takımı on kişi bırakan işlevsiz bir parça.