Zé Vitor, for bir santrafor için topu ayağına aldığında sergilediği teknik beceri ve oyunu okuma yeteneğiyle zaman zaman parlasa da, bu parıltı çoğu zaman saha içindeki tutarsızlığı ve zihinsel dağınıklığıyla gölgeleniyor. Topla ilişkisi fena değil, pas alışverişlerinde aksamıyor ve beklenmedik anlarda yaratıcı hamleler yapabiliyor. Ancak bu anlık dehalar, topu kontrol ederken gösterdiği ortalama ilk dokunuş ve baskı altında kolayca dağılan soğukkanlılığı yüzünden sıkça heba oluyor. Özellikle zayıf ayağını kullanmaktan kaçınması, hücumdaki seçeneklerini ciddi şekilde kısıtlıyor ve savunmalar için onu tahmin edilebilir kılıyor.
Saha içinde doğru pozisyonu bulma becerisi bir santrafor için kabul edilemez düzeyde zayıf. Boş alanlara koşuları genellikle verimsiz kalıyor, topu beklediği yer ile topun gelmesi gereken yer arasında sürekli bir uyumsuzluk yaşanıyor. Bu durum, bitiricilik yeteneğinin de ortalama seviyede kalmasıyla birleşince, onu gol yollarında güvenilmez bir seçenek haline getiriyor. Fiziksel olarak ne çok hızlı ne de çok güçlü, savunma oyuncularını ne süratiyle geçebilir ne de gücüyle ekarte edebilir. Maçın temposuna ayak uydurabilecek bir dayanıklılığa sahip olsa da, konsantrasyon eksikliği ve oyundan düşme eğilimi, performansının dalgalanmasına neden oluyor.
En büyük handikapı ise zihinsel yapısında yatıyor. Kararlılık seviyesi, takımın zor anlarında veya kendi bireysel hatalarında çabuk pes etmesine yol açacak kadar düşük. Bu durum, onun gelişim potansiyelini de neredeyse sıfıra indiriyor, çünkü eksiklerini gidermek için gerekli iç motivasyondan yoksun. Takım oyununa katkısı vasatın üzerine çıkmıyor ve liderlik vasfı bulunmuyor. Bu oyuncu, mevcut seviyesi itibarıyla ancak belirli bir ligin alt sıralarında mücadele eden takımlar için kısa vadeli bir çözüm olabilir, daha fazlasını beklemek hayalperestlik olur.